Savaş alanlarındaki en yıkıcı araçlardan biri olan nükleer denizaltılar, görev süreleri sona erdiğinde sıradan bir gemi gibi hurdaya ayrılamazlar. Bu dev çelik yapılar, söküm süreci itibarıyla günümüzde en riskli ve karmaşık endüstriyel operasyonlardan biri olarak dikkat çekiyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde bu işlem, yalnızca Washington eyaletindeki Puget Sound Donanma Tersanesi’nde, Amerikan Donanması ve Enerji Bakanlığı’nın gözetiminde gerçekleştirilmektedir. İşte, binlerce tonluk askeri nükleer denizaltının adım adım güvenli bir şekilde sivil çeliğe dönüşme hikayesi:
**1. Sudan Çıkarma ve Radyasyon Tehditinin Ortadan Kaldırılması**
Söküm işlemi, yaklaşık 170 metre uzunluğundaki denizaltının dev bir kuru havuza alınmasıyla başlar. Havuzun suyu boşaltıldıktan sonra, yüksek güvenlikli şeritlerle çevrelenir. Geminin en tehlikeli kısmı, reaktör içindeki uranyum yakıt çubuklarıdır. Bu çubuklar, her biri 300 kilogram ağırlığında ve 4 metre uzunluğundadır. Reaktör kapalı olsa da, bu çubuklar ciddi radyasyon yayarak insan hayatını tehdit edebilir. Bu nedenle, söküm işlemi sırasında insan müdahalesi yapılmaz; yakıt çubukları uzaktan kumanda edilen robotik sistemler aracılığıyla yerinden çıkarılır ve kalın kurşun konteynerlere yerleştirilir. Bu hassas süreç yaklaşık 4 ay sürmektedir.
**2. Reaktörün Kesilmesi**
Yakıt çıkarımının ardından, denizaltının radyoaktif etki alanındaki çelik gövdenin de temizlenmesi gerekmektedir. Mühendisler, radyoaktif tozların yayılmasını önlemek için reaktörü bütün halde çıkarmaya karar verir. Alevi 3.200 santigrat dereceye ulaşan özel meşaleler kullanılarak, denizaltının kalın gövdesi kesilir. Sonuçta, 10 metre uzunluğunda ve 9 metre çapında olan dev bir reaktör silindiri elde edilir. Bu silindirin delikleri, sızıntı riskini ortadan kaldırmak amacıyla kalın çelik levhalarla kaynaklanır.
**3. Yeraltı Depolama**
Mühürlü reaktör blokları, özel araçlar ve nehir mavnalarıyla Washington eyaletinin doğusundaki Hanford nükleer sahasına taşınır. Burada, “Hendek 94” adlı devasa bir yeraltı hendeğine gömülür. Amerikan Donanması’nın verilerine göre bu çelik konteynerler, en az 600 yıl boyunca sızıntı yapmadan dayanacak şekilde tasarlanmıştır. Uzmanlar, bu konteynerlerin delinmesi ve çevreye risk oluşturması için binlerce yıl geçmesi gerektiğini belirtmektedir. Hanford sahasında 1986’dan beri bu yöntemle gömülen 140’tan fazla nükleer reaktör bölmesi bulunmaktadır.
**4. Boruların Temizlenmesi**
Reaktör çıkarıldıktan sonra, denizaltının geri kalan kısımları henüz temizlenmemiştir. Yıllar boyunca radyoaktif sıvının geçtiği boruların iç yüzeyinde tehlikeli tortular birikmiştir. Özel koruyucu giysiler giyen teknisyenler, bu boruların içini asidik bir kimyasal çözelti ile temizleyerek radyoaktif kalıntıları ortadan kaldırır. Çözülen radyoaktif maddeler özel reçinelerle kaplanarak katılaştırılır ve nükleer atık depolarına gönderilir.
**5. Yeniden Kullanım ve Geri Dönüşüm**
Denizaltının geri kalan yapısı, binlerce kez radyasyon kontrolü yapıldıktan sonra “temiz” onayı alır. Bu çelik, denizlerin derinliklerindeki basınca dayanması için özel olarak üretilmiş askeri sınıf bir alaşımdır. Temizlenen çelik, plazma kesicilerle parçalanarak yüksek sıcaklıklı elektrik ocaklarında eritilir ve yeni levhalar haline getirilir. Bu levhalar, sivil hayatta köprüler, binalar ve diğer büyük altyapı projelerinde hammadde olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, gemideki bakır, alüminyum ve titanyum gibi değerli metaller de geri dönüştürülmektedir.
